Türkçe Yazılar

'Manifesto'ya Ve Kendime Dair...

[6 Mart 2006 tarihinde Haber 7 sitesinde yayınlandı] Zeyno Baran ile birlikte kaleme aldığımız "İslam Adına Terör ve Baskıya Karşı Müslüman Manifestosu" başlıklı metin, pek çok olumlu yorumun yanında bazı olumsuz tepkiler de aldı. Kimi Müslümanlar, bunu "ABD'nin ılımlı İslam planına hizmet" olarak görmüşler ve kınamışlar. Bu gibi yorumlara üzüldüm. Ve bazı noktaları açıklığa kavuşturmakta yarar gördüm. Benim bu metne imza atmaktaki amacım, İslam'a bulaştırılmak istenen terör ve zulüm lekelerine karşı İslam'ı savunmaktan başka bir şey değildir. "Ilımlı İslam"a değil, İslam'ın bizzat kendisine inanıyorum. Ama zaten İslamiyet, Müslümanlara adaletli ve merhametli davranmayı emrederek, suçsuz insanların öldürülmesini yasaklayarak, belirli bir ılımlılık (itidal) emrediyor. Buna Batılılar "ılımlı İslam" diyor olabilirler, bence İslam'ın kendisi... "Amerika'nın adamı" filan değilim. ABD'nin Irak işgaline karşıyım. Orada yaptıkları işkence ve katliamları tüm kalbimle lanetliyorum. (Irak'taki Baasçı ve El Kaidecilerin yaptığı katliam ve saldırıları da lanetliyorum; bunların sorumlusunun "Zarkavi Çetesi" olduğunu, Türkiye'deki Şii Caferiler'in lideri Hüccetullah Selahattin Özgündüz geçenlerdeki açıklamasında vurgulamıştı.) ABD'yle en büyük ilgim ve irtibatım, ateizme karşı güçlü bir fikri akım olan Akıllı Tasarım teorisi üzerine. Bir de Amerika'da İslam düşmanı olanlarla fikren mücadele ettim ve etmeye devam ediyorum. Sözkonusu İslam düşmanları, "İslam şiddet dinidir, bunu baskı altına alalım, yayılmasını engelleyelim" diyorlar. Ama her Amerikalı öyle düşünmüyor. Sözkonusu İslam düşmanlarına karşı "hayır İslam öyle değildir" diye güçlü bir şekilde ortaya çıkılmazsa, onlar da güç kazanırlar. Bu ise tehlikeli sonuçlar doğurur. Eğer dünyada "İslam dini, terörü ve baskıcı siyasi sistemleri doğuruyor" fikri egemen olursa, bu Müslümanlara yeni sıkıntılar, baskılar, işgaller getirir. Dahası İslam'ı diğer medeniyetlere tebliğ etme imkanları çok zayıflar. Şeriat konusunda... Şeriat'ın bir hükmüne bin kez feda olurum. Ama bunu iyi anlamak lazım. Gerek bazı Batılılar gerekse Türkiye'deki laik kesimin bir kısmı, "Müslümanlar iktidara gelip bize de şeriat uygulayacaklar" diye endişe ediyor, bu nedenle de İslam'ı bastırmaya çalışıyorlar. Oysa İslam hukuku, ona iman edene uygulanır. Başkalarına zaten şeriat dayatılmaz. Peki o zaman çoğulcu toplumda ne olacak? Pek çok farklı inancın bulunduğu, dahası Müslümanların da farklı mezhep ve yorumlarının var olduğu bir toplumda hukuk nasıl işletilecek? İdeal çözüm, çok hukuklu sistemdir. Ama bunun da hayata geçmesi pratikte çok zor. Osmanlı'nın son yüzyılında bile pratikte büyük sorunlar yaşandığı için çok-hukuklu sistem kaldırılmış, İslam hukukunun bazı unsurlarını içeren, ama genel anlamda "laik" bir kanun olan Mecelle kabul edilmiş ve dinlerine bakılmaksızın tüm Osmanlı vatandaşlarının ortak hukuk kaynağı olarak uygulamaya konmuştu. Bu durumda, uygulanabilir ölçüde, sınırlı bir çok-hukukluluk talep edilebilir. Ama bir yandan da Müslümanlar, dinlerine karışmayan, ibadetlerine engel olmayan laik sistemler altında yaşayabilirler. Manifesto'da dediğim bu, başka bir şey değil.... Zaten benzer görüşler Türkiye'de pek çok saygın ilahiyatçı tarafından da ifade edildi, Abant Platformu gibi ortamlarda tartışıldı ve kabul edildi. Öte yandan despot laikliği, örneğin baş örtüsü yasağını ise, şimdiye kadar defalarca eleştirdim, eleştirmeye de devam ediyorum. İsrail'e gelince... "İsrail'i tanıyalım" derken öncelikle İsrail'in değil Filistinlilerin hayrını düşünüyorum. Çünkü Filistinliler İsrail'i tanımadıkları sürece, İsrail, işgalini sürdürmek için bahane buluyor. Oysa "tamam, İsrail'i tanıyoruz, yok etmeye çalışmayacağız, ama onlar da işgali bitirsinler, 67 öncesi sınırlara dönsünler" dese Müslümanlar, dünya kamuoyu karşısında halkı pozisyona geçmiş olacaklar... Bu yapılmadığı için İsrail işgalini sürdürmeye gerekçe üretiyor ve Filistinlilerin çektiği acılar devam ediyor. Özetle, "İslam Adına Terör ve Baskıya Karşı Müslüman Manifestosu" adlı metin, İslam'a hizmet etmekten başka bir amaç taşımıyor. İslam adına uygulanan şiddet ve terörün ise İslam'a karşı büyük bir tehdit olduğunu görmek lazım. El Kaide ile ilgisi olduğu iddiasıyla ABD'nin Guantanamo Üssü'nde 5 yıldan bu yana esir tutulan Murat Kurnaz da, "Ladin'in İslam'la alakası yok" demiş ve "Müslüman olduğunu söyleyen Usame Bin Ladin birçok kişiyi öldürdüğü için her yerde Müslümanlar tutuklanıyor" diye eklemiş. Buna karşı durmanın gayet İslami bir misyon olduğuna inanıyorum.
All for Joomla All for Webmasters